
Ülgen ile aynı nefesten doğan, karanlığı ve sessizliği seçen han. Masaları paraya, insanları yalnızlığa bağlamak ister. Hikâyenin düşmanı; ama hikâyenin sonunda, belki, misafir olmayı öğrenen.
- Yurdu
- Yerin dibi, kara bazalt bir saray
- Silahı
- Kılıç değil; kazanma hırsı ve yalnızlık fısıltısı
- Hizmetkârları
- Gölgeler, kargalar, Kara Kuzgun
- Simgesi
- Kara demir taç; sönmüş ocak külü kokusu
- Mitolojik kökeni
- Türk mitolojisinde yer altı dünyasının hükümdarı
Ben misafir olmayı bilmem. Ben almayı bilirim. Vermeyi değil.
Mitolojideki yeri
Eski Türk anlatılarında Erlik, yer altı dünyasının hükümdarıdır. Göğün iyi tanrısı Ülgen'in karşıtı, kimi anlatıda kardeşidir. Ölülerin ruhlarını yönetir, insanlara kötülük getiren varlıkları gönderir. Kara renkler, demir ve karanlık onunla anılır.
Hikâyedeki yeri
Bu hikâyenin Erlik'i kılıçla gelmez; çünkü kılıç insanları bir araya getirir, düşmana karşı omuz omuza dururlar. O, çok daha sinsi bir şeyle gelir: "Komşunun kazanı seninkinden büyük. Senin çorbanı neden onunla paylaşasın?" Fısıltısı kapıları birer birer kapatır, oyunları gülmek için değil kazanmak için oynanır hâle getirir. Demir Kazık'ı ağlatan odur.
Önce gölgesini, sonra kendini gönderir. Sina Hoca'nın çatı katına yakışıklı bir müşteri kılığında girer ve masaya bir sandık altın koyar. Tek şartı vardır: taşlar para için oynansın. Aybars reddedince Hızır'ın iki taşını çalar; ama taşlar onun kumarhanesinde boş kalır, çünkü onların işi kazandırmak değil, tamamlamaktır. Kâğıt Saray'ın çatısından bir kuzgun olarak Batak'ın doğuşunu izler. Sissa Dede'ye satrançta kaybeder; hızlıdır, güçlüdür, çok taş alır, ama kendi şahını hiç düşünmez.
Son darbesi Kara Kış'tır: kar değil, yalnızlık yağdırdığı bir kış. Ama meydanda yüzlerce masa kurulduğunda yüzü gökte solar. Aybars onu boş sandalyeye davet ettiğinde, ilk kez yenilmez, ama ilk kez durur.
Sonra
Yaşlılar Erlik'in hâlâ yerin dibinde ve hâlâ yalnız olduğunu söyler. Ama bazen sarayın en ücra masalarından birinde kara giyimli, sessiz bir oyuncu belirir. Çoğu zaman kaybeder. Kalkmaz. Bir el daha oynar. Ve giderken sandalyesini, bir sonraki oyuncu için, özenle masaya iter.
Saray töresinin ikinci maddesi, "Bu sarayın masalarında para dönmez," ona karşı yazılmıştır. Ama dördüncü maddesi, "Her masada bir boş sandalye bulunur," belki de onun içindir.

