
Konstantiniyye'de, büyük kubbenin gölgesinde yaşayan hekim, yıldızbilimci ve taş ustası. Yüz altı taşı Aybars'la birlikte yontan el.
- Köken
- Konstantiniyye; kubbenin batısında mor begonvilli bir ev
- Uğraşı
- Hekimlik, yıldızbilim, hesap, taş ustalığı
- Kapısındaki yazı
- "Bilgi, kapıyı çalanındır."
- Yardımcısı
- Hasan Efendi
- Zaafı
- İncir
- Sarayda
- Satranç Köşkü'nün kum saatlerinin mucidi
Muhabbet bir malzeme değildir, evladım. Bir yerdir.
Kimdir
Sina Hoca kırk yıldır göğe bakan bir bilgindir. Şehirde herkes onu başka bir adla tanır: balıkçı için "Hoca", fırıncı için "Hekim Sina", sokak çocukları için "damda oturup göğe bakan Yıldız Dede". Hepsi doğrudur. Kızgınlık nöbetini düşürür, gezegenlerin yolunu hesaplar, bir taşın içindeki biçimi görür ve bir insanın içindeki derdi sezer.
Gözleri olağanüstü keskindir. Gençliğinde Kaf Dağı'na gidip Zümrüdüanka'ya yıldızları sorduğu, kuşun da ona karşılığında keskin gözlerini verdiği söylenir. Kendisi bunu doğrulamaz; ama Aybars'ı ilk gördüğü an ayakkabısındaki çamurdan Kızıl Sırtları, kurdun tüyündeki buzdan buzulu, atın kanadındaki izden yüz yıllık bir tutsaklığı okumuştur.
Hikâyedeki yolu
Yıllar önce Demir Kazık'ın bir köşesinin bir an söndüğünü görmüş, kimseye söylememiştir. Aybars taşı masasına koyduğunda, kırk yıldır gökte ne aradığını anlar: bir sebep.
Taşın yontulması için tarifi o verir: Şahmeran'ın renkleri, Zümrüdüanka'nın tüyü ve muhabbet. Kırk gece boyunca tüyü tutan Aybars'tır, ama taşın açılan haritasını okuyan Sina'dır. Dört renk, on üç sayı, her taştan iki tane hesabını o yapar; fazladan çıkan iki yeşil taşın Hızır'ın armağanı olduğunu o anlar ve sevinçten ağlayarak güler. "Okey" sözcüğünü taşa o verir: tamam, uyar, oldu.
Erlik'in teklifine karşı Aybars'ın yanında duran ilk kişidir. Sissa Dede ile kırk yıllık mektup satrancını yedi günlük bir beraberlikle bitirir. Erlik'i sabırla yenmek için tahtaya kum saatini koyan da odur.
Sarayda
Sarayın planını o çizer: ortada bir avlu, avlunun ortasında ceviz ağacı, avluya açılan her kapı bir salon, hiçbir kapıda kilit yok. Aybars'ın başına ceviz dallarından tacı koyan da odur. Son günlerini Satranç Köşkü'nün penceresinin önünde, elinde usturlabıyla geçirir.
Satranç masalarının yanında tik tak eden saatlerin ilk atası, onun iki camlı kum saatidir: biri düşünürken onun kumu akar, öbürününki durur.
Son sözü
"Yaz, Hasan. Bir sebep buldum."

