
Ocakları, beşikleri ve yolcuları koruyan ana. Aybars'a ak kuğu kılığında görünür, ona yolu ve ocak közünü verir.
- Kılığı
- Ak kuğu
- Simgesi
- Alnındaki altın hilal; elindeki ocak feneri
- Armağanı
- Yalnızca birden fazla kişi başında oturunca ısıtan ocak közü
- Sarayda
- Amblemdeki hilal onun hilalidir
- Mitolojik kökeni
- Türk mitolojisinde kadınların, çocukların ve ocağın koruyucusu
Tek başına herkes bir sayıdır. Yan yana gelince bir hikâye olur.
Mitolojideki yeri
Eski Türk inancında Umay, doğumun, bereketin, çocukların ve ocağın koruyucusudur. Beşikteki bebeğin başında durduğu, doğum yapan kadının elini tuttuğuna inanılırdı. Çoğu anlatıda bir kuş biçiminde görünür. Adı bugün bile Anadolu'nun birçok yerinde kız çocuklarına verilir.
Hikâyedeki yeri
Demir Kazık'ın ağladığı gece Umay Ana, Erlik gibi gölgeler saçmaz; sadece ak kuğu kılığına girip kuzeye uçar ve bekler. Çünkü bilir: Taşı ancak yalnızlığın ne olduğunu en derinden bilen biri bulabilir, ve onu ancak kendisi için değil, herkes için kullanmayı seçen biri yontabilir.
Aybars'a Sessiz Göl'ün üstünde görünür. Onu çocukluğundan beri tanıdığını söyler: aşçının dizinde masal dinlerken, seyisin yanında at tımar ederken. Taşın Demir Kazık'ın gözyaşı olduğunu, demirle değil sabır, ışık ve muhabbetle yontulacağını, yolun da göğü taklit eden kubbeye çıktığını ondan öğreniriz.
Erlik'in gölgesi saldırdığında fenerini kaldırır ve gölge ışıkta erir. Giderken Aybars'a bir ocak közü bırakır. Bu köz tuhaf bir köz olacaktır: tek başına yakıldığında bir mum alevi kadar sönük kalır, başına biri oturdukça büyür. Buzdaki tulparı kurtaran, Kara Kış'ı eriten ateş hep bu közden yakılır.
Sarayda
Taç giyme gecesi avlunun üstünden bir kez geçer ve ceviz ağacının dallarına bir tüyünü bırakır. Fatma Nine o tüyü saray ebelerine verir; o günden beri sarayda doğan her bebeğin beşiğinin üstünde bir kuğu tüyü asılıdır.
North Sultan amblemindeki hilal, onun alnındaki hilaldir. Hasan Efendi bunu şöyle açıklar: "Taç sarayın, yıldız yolun, hilal de korunmanın."

