
Nilüfer'in köşkünü koruyan sessiz genç yeniçeri. Batak'ın "koz"unu o bulur; Aybars'ın kardeşi, sarayın kapı ağası olur. Kılıcını hiç çekmez.
- Yaşı
- On dokuz (hikâyenin başında)
- Börkü
- Beyaz, altın sorguçlu
- Buluşu
- Koz
- Huyu
- Az konuşur, çok görür
- Kartlardaki yüzü
- Valeler
- Sarayda
- Büyük kapının ağası; Batak kanadının bekçisi
Savaşta her ordunun bir kozu olur. Kozunu kullanınca, diğer her şeyi yenersin.
Kimdir
Doğan, Nilüfer'in köşkünü korumak için gönderilmiş genç bir yeniçeridir. Ama aslında kendisi gönüllü olmuştur; nedenini kimse sormaz, o da söylemez. Kapıda dururken Nilüfer'in kahkahası pencereden taştığında yüzünde beliren o çok hafif gülümseme her şeyi anlatır. Nilüfer'in çizdiği bütün valelerin yüzü onun yüzüdür.
Hikâyedeki yolu
Kâğıt Saray'daki gecede bütün akşam sessiz kalır. Ta ki ihaleyi alanın bir ayrıcalığı olması gerektiği konuşulurken söz alana kadar: "Koz, Sultanım." Savaşı bilen biri olarak bilir ki her ordunun bir kozu vardır; kullanınca her şeyi yener, boşa harcayınca elinde hiçbir şey kalmaz. Batak'ın kalbi, o tek kelimeden doğar. Nilüfer ona öyle bir bakar ki Doğan'ın kulakları kızarır.
Ama aynı gece Nilüfer Aybars'ı eş seçer ve Doğan'ın gözlerinde bir kayıp ile bir kabulleniş belirir. Aybars bunu görür ve yanına gider: "Bu oyunun yarısı senin. Masada asker yoktur. Eş vardır." Doğan hayatında ilk kez kılıcını kapının yanına bırakıp masaya oturur. Aybars ile eş olurlar. O gece başlayan şey bir kardeşliktir.
Kara Kış'a giden kervanda bir şey söylemeden yer alır; söylemesine gerek yoktur.
Sarayda
Sarayın büyük kapısının ağası olur. Ama Hasan Efendi'nin yazdığı gibi, "kapıları kapatmak için değil, açık tutmak için." Yeni gelen bir yolcuya kimin eş olacağını göstermek onun işidir. Ömrü boyunca kılıcını hiç çekmez. Batak destesinde gülümseyen bir vale görürsen, o Doğan'dır; Nilüfer onu ikinci destede gülümserken çizmiştir.

